Radyasyon laboratuvarından cep telefonu uyarısı

Radyasyon laboratuvarından cep telefonu uyarısı

Artık hayatın bir parçası olan cep telefonları konusunda en yüksek otoriteden önemli bir uyarı geldi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun(BTK) laboratuvarı, baz istasyonlarına gösterilen hassasiyetin cep telefonu kullanımında da gösterilmesini istedi.Cep ile konuşurken radyasyona karşı mutlaka kablolu kulaklık takılması tavsiye edildi.

BTK İkinci Başkanı Ayhan Beydoğan, cep telefonları, elektronik bütün cihazlar ve baz istasyonlarının yaydığı dalgaları ölçen laboratuvarında Cihan’ın sorularını cevapladı. Piyasa gözetim ve denetimi laboratuvarının elektronik cihazların belli standartlara uygun olup olmadığını tespit için kurulduğunu aktaran Beydoğan, cep telefonlarında ve elektronik cihazlarda dalgaları ölçtüklerini belirtti. Uluslararası standartların üzerinde insan sağlığına zararlı dalga yayan cep telefonu ve cihazların toplatıldığı bilgisini veren Beydoğan, ithal ürünlere de numune incelemesi yaptıktan sonra izin verildiğini söyledi.

Baz istasyonlarının da elektromanyetik ışımalarını ölçtüklerini vurgulayan Ayhan Beydoğan, “Uluslararası standartlarda baz istasyonunda çıkış gücü 41 volt olması gerekiyor. Bizde ise bunun çok çok iyi durumda yani 10 volt milimetre olduğunu tespit ettik. Bu değerleri sürekli denetliyoruz.” dedi.

Baz istasyonlarıyla ilgili kamuoyunda yanlış algılama bulunduğunu aktaran BTK İkinci Başkanı, bu alanların insanların yakınında bulunduğu zaman sağlık açısından riskli olduğu iddiasının yanlış olduğunu kaydetti. Ayhan Beydoğan bu durumu “Baz istasyonu çok oldukça çıkış gücü daha az olacaktır. Baz istasyonları şehir dışına çıksın deniyor. Mobil haberleşme baz istasyonlarıyla olduğu için bunların şehir içinde olması gerekiyor. Şehir içinde baz istasyonu sayısı fazla olursa sinyal rahat alındığı için insanı etkilemesi az olacaktır. Şehir dışına çıkardığımız zaman güçlü frekans göndereceği için insan sağlığı açısından daha zararlı olur.” sözleriyle açıkladı.

BAZ İSTASYONLARINA ANLIK TAKİP

Danıştay’ın kararı doğrultusunda baz istasyonlarıyla ilgili yeni yönetmelik hazırlandığına işaret eden Ayhan Beydoğan, ölçümlerin sağlıklı olması için baz istasyonlarını kuranların yapamayacağı hükmü koyduklarının altını çizdi. Ölçümleri sertifikalı bağımsız kişilerin yapacağını söyleyen Beydoğan, baz istasyonlarına GPS cihazı yerleştireceklerini de dile getirdi. Ölçüm işinin yerinde ve zamanında yetkili kişi tarafından yapılıp yapılmadığını kontrol edeceklerini bildiren Beydoğan, “Ölçüm yerini zamanını kimin yaptığını anında değerleri alabileceğiz. Kurumda oluşturulacak merkez marifetiyle 45 bin baz istasyonunun değerlerini anlık takip edeceğiz. Değerlerde değişiklik olduğunda anlık müdahale edeceğiz.” diye konuştu.

BAZ İSTASYONUNU BIRAK CEP’E BAK

Baz istasyonlarına hassasiyet göstermek yerine cep telefonu kullanımına dikkat edilmesini isteyen BTK İkinci Başkanı Ayhan Beydoğan, “Cep telefonu sinyalleştiği anda baz istasyonundan daha fazla ışıma yapıyor. Kulaklıkla kullanmayı tavsiye ederim. Cep telefonlarını kulaklıkla kullanmak daha sağlıklı. Tedbirli davranmak da büyük yarar var.” uyarısında bulundu.

Okumaya devam et

Cep’ler insan sesiyle şarj olacak!

Cep'ler insan sesiyle şarj olacak!

Cep telefonları konuşma esnasında şarj edilebilecek.

Bilim adamlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, cep telefonlarının insan sesiyle şarj edilebilmesini sağlayacak.

Elektrik mühendislerinin geliştirdiği yeni tekniğe göre, cep telefonu sahibinin konuşması esnasında sesi elektriğe dönüştürülecek.
 
Ancak bu yenilik dezavantajlarda getirebilir. Bunlardan biri, ses tonunun gücüyle ortaya çıkacak elektriğin daha fazla olması. Bu da insanlara telefonla konuşurken bağırmak için geçerli bir sebep verebilir.

Seul’daki Sungkyunkwan Üniversitesi’nin nano teknoloji enstitüsünde bu teknolojiyi tasarlamakla uğraşan Dr. Sang-Woo Kim, “Çevremizi enerji kaynağı olarak görmezlikten geldik. Biz, konuşma, müzik veya gürültüden çıkan sesi enerjiye dönüştürmenin yollarını aradık” dedi. Kim, geliştirecekleri teknoloji sayesinde otoyollarda oluşan gürültüyü enerjiye çevirerek ses kirliliğini azaltabileceklerini ifade etti.

Sesi enerjiye dönüştürme teknolojisi, iki elektrotun arasına yerleştirilecek çinko tellerle mümkün olacak. Sesleri emecek olan bir platform, çinko oksit kabloların gerilip gevşeyerek elektrik üretmesini sağlayacak.

Okumaya devam et

Telefonlar onları öldürüyor!

Telefonlar onları öldürüyor!

Telefonlar, arılarının ölümüne neden oluyor.

Cep telefonunun insana zararları çok konuşuldu ama asıl zararı bakın kimlere veriyorlarmış…

Telefonlar hayatımızın büyük bir parçası. Peki kullandığımız bu cihazlar, doğayı nasıl etkiliyor, hiç düşündünüz mü? Görünüşe göre İsviçreli bilim adamları düşünmüş ve hakkında araştırma yapmışlar.

Yapılan araştırmaya göre, telefonlardan çıkan sinyaller sonucunda arılar kovanlarını terk ediyorlar, sonrasında da yönlerini şaşırıp ölüme gidiyorlar.

Cep telefonunun hangi durumlarda olduğu zaman arıların kovanı terk ettiklerini araştıran bilim adamları, cep telefonlarının arama durumunu, bekleme durumunu ve kapalı durumunu ele aldı. Araştırmanın sonucunda da bir telefonun arama haline geçtiğinde arılar için en şiddetli hale geldiği ve arıları rahatsız eden bir ses yaydığı, bu yüzden de arıların kovanı terk ederek düzensiz bir uçuş haline geçip birden öldükleri tespit edildi. Telefonlar kapalıyken ya da bekleme durumundayken herhangi bir etkileşim gözlenmedi.

Okumaya devam et

iPhone uzaya çıkacak!

iPhone uzaya çıkacak!

iPhone uzaya giden ilk cep telefonu olacak.

Yerçekimsiz ortamdaki deneylerde kullanılmak üzere gelecek ay Uluslararası Uzay İstasyonu’na (UUİ) götürülecek iki iPhone4, uzaya çıkan ilk cep telefonu olacak.

Teknoloji sitelerinde yer alan habere göre, 8 Temmuz’da fırlatılması öngörülen ve NASA’nın son mekik uçuşunu yapacak Atlantis ile uzaya gönderilecek iki iPhone4s model telefon “Space Lab” (uzay laboratuvarı) adlı deneysel bir uygulamayla yüklü olacak ve istasyon mürettebatına verilecek.

Dünya’da da Apple’ın App Store’undan bir dolar karşılığı indirilebilecek uygulamayla UUİ mürettebatı, iPhone’un jiroskop ve diğer sensörlerini kullanarak dört deney yapacak.

Bu cihazların uzaya gidecek ilk iPhone ve cep telefonu olacağının altını çizen uygulama tasarımcıları, uzay mekiğinin yolcularının fırlatma sırasında cep telefonlarını “Airplane Mode” durumuna getireceklerini söylediler.

Apple’ın tüm dünyada büyük başarıya ulaşan cep telefonunun uzaya götürülecek bu modelinin sonbaharda piyasaya çıkması bekleniyor.

Okumaya devam et

Dişimiz telefon olacak!

Dişimiz telefon olacak!

Mobil Pazarlama Uzmanı ve Yazarı Tomi Ahonen, 3-5 yıla kadar anında çeviri yapan cep telefonlarının olacağını, bu konuda çalışmalar yapıldığını kaydetti.

Mobil Pazarlama Birliği’nin (MMA) Türkiye organizasyonunca düzenlenen, “MMA İstanbul Mobil Pazarlama Sohbetleri 2011”de konuşan Ahonen, Türkiye’nin mobil pazarlama konusunda çok ileride olduğunu söyledi.

Dünyada internetin çok hızlı gelişmesinde mobil internetin payının yüksek olduğunu, insanların cep telefonlarından daha fazla internet kullandığını ifade eden Ahonen, bütün dünyada 3 yıl içinde yüzde 100 cep telefonu penetrasyonu olacağını, Türkiye’de de yüzde 100 penetrasyon yaşanacağını anlattı.
Ahonen, “Dünyada internet kullanımı nasıl 2 milyar oldu? İnternetin bu kadar hızlı gelişmesinde mobil internet kullanımı etkili oldu. İnternet 2 milyarı bulurken PC bazlı internet kullanımı 1.3 milyar, mobil telefon kullanımı da 1,6 milyar kişi. Yaklaşık 1 milyar kişi hem mobil telefon hem bilgisayar kullanıyor. MMS dünyada 2,4 milyar, SMS de 4,2 milyar kişi tarafından kullanılıyor” diye konuştu.

Mobilin tek başına, özgün bir şekilde farklı olduğunu belirten Ahonen, “Artık insanların akan sudan ya da diş fırçalarından çok daha fazla cep telefonu kullandığını görüyoruz” dedi.

“SMS, E-POSTA’DAN İLETİŞİM KURMA ANLAMINDA 720 KAT DAHA HIZLI”

Ahonen, SMS’in e-posta’dan iletişim kurma anlamında 720 kat daha hızlı olduğunu, aynı farkın e-ticaret ile mobil ticaret arasında da yaşandığını, mobil sektörünün avantajlarından istifade etmek gerektiğini kaydetti.

Tomi Ahonen, “Dünyada bir insan günde ortalama 150 kez cep telefonuna bakıyor. Yani her 6.5 dakikada bir insanlar cep telefonlarını ceplerinden çıkarıp bakıyorlar. Sigara tiryakisi olsanız bu günde 3 paket içmek gibidir. Günde 3 paket içen biri bile elini cebine 60 kez sokarken, cep telefonu kullanan kişi 150 kez elini cebine sokuyor ve cep telefonuna bakıyor. Her 10 kişiden biri cep telefonuna bakarken yolda bir şeylere çarpıyor” dedi.

“PAZARLAMANIN GELECEĞİ MOBİL”

İnternet sitelerini mobil hale optimize eden firmaların daha çok satış yaptıklarına dikkati çeken Ahonen, kuyumculuk şirketi Tiffany’s'in bu şekilde satışlarını iki katı artırdığını vurguladı.

Ahonen, “Pazarlamanın geleceği mobil. Mobil artık 7. yayın ortamıdır. Adidas’ın, Mısır’da mobil ortam üzerinde yürüttüğü kampanyaya tüketicilerin yüzde 55′i yanıt veriyor. İnternet ortamında reklam veriyor olsaydınız, bir tık alabiliyorsanız başarı kabul ederdiniz” diye konuştu.

Kenya’nın ekonomisinin yüzde 30′unun cep telefonu üzerinden işlediğine dikkati çeken Ahonen, başarının bariz olduğunu söyledi.

“GELECEKTE MOBİL TELEFONLAR DİŞİMİZDE OLABİLİR”

Türkiye mobil pazarındaki gelişmelere ilişkin konuşan Ahonen, mobil pazarlamanın başarılı olmak için çok zor bir endüstri olduğunu, bunu anlayabilenlerin çok başarılı sonuçlar çıkardığını belirterek, “Türkiye Avrupa’ya göre bu konuda çok ileri. Tüm Ortadoğu’nun da çok ilerisinde. Türk endüstrisi bu anlamda çok büyük başarı elde edebilir, çünkü temelleri çok iyi biliyorlar” dedi

Ahonen, “Mobil pazarlama konusunda Türkiye’den ileride olan ülke Japonya. Türkiye, Finlandiya, Singapur, Güney Kore’nin içinde olduğu ikinci grupta yer alıyor” dedi.

Tomi Ahonen, gelecekteki mobil teknolojilere ilişkin olarak da şunları kaydetti: “Gelecekte 3-5 sene sonra artık anında çeviri yapan mobil telefonlarımız olacak. Yaptığımız konuşma telefon tarafından çevrilecek. Bu laboratuvarda araştırılıyor. Gelecekte dil öğrenmeye gerek yok.

Gelecekte mobil telefonlar yüzüğünüzde, dişinizde olabilir, belki vücudunuza bile yerleştirilebilir, derinin altında olabilir. 3D çekimler yapan cep telefonları var. Gelecekte 3D’yi gözlerinizdeki kontak lensler sayesinde göreceksiniz, artık ekran büyüklüğü hiçbir şey ifade etmiyor. Bu da 7 veya 10 sene alabilir.”

Okumaya devam et

Gözünü çıkarıp yerine kamera taktı

Gözünü çıkarıp yerine kamera taktı

Kanadalı Rob Spence bir tanesi yapay olan gözünün yerine bir kamera yerleştirdi. Böylece dünyayı nasıl gördüğünü canlı video bağlantısı aracılığıyla herkese gösterebilecek.

Toronto doğumlu yönetmen Rob Spencer, sağ gözünü yıllar önce büyükbabasının çiftliğinde kaza kurşunuyla kaybetti. Şimdi 36 yaşında olan Spencer, birkaç yıl önce yapay gözünün yerine minyatür bir kamera yerleştirmeye karar verdi.

Minyatür kameranın prototipi geçtiğimiz yıl tamamlandı ve Time dergisine göre 2009 yılının en iyi icatlarından biri. Spencer’ın yapay gözünün yerinde şimdi 3 voltluk minik bir bataryayla çalışan kablosuz bir video kamera var. Yapay kameranın beyinle bir bağlantısı yok ve Spencer’a görme yetisini tekrar kazandırmadı, fakat gördüğü her şeyi kaydediyor. Dahası, kablosuz bir vericisi olan göz bu sayede Spencer o anda ne görüyorsa bilgisayara aktarıyor.

Şu anki model düşük çözünürlükte ve vericinin gücü zayıf olduğu için Spencer yanağının yanında bir anten tutmak zorunda kalıyor. Daha yüksek çözünürlüklü ve güçlü sinyali olan bir model üzerinde çalışmalar sürüyor.

Göz, Massachusetts Institute of Technology (MIT)’de profesör olan Steve Mann yardımıyla yapıldı. Spence’in Terminatör filmlerindekine benzeyen şekilde kırmızı LED ışıklı olan gözü de var.

Bir film yapımcısı olarak Spencer,  diğer kameralara oranla bu kamera ‘daha gerçekçi’ anlar kaydettiği için bu yöntemi tercih ettiğini söylüyor. ”Elinizde kamerayla geldiğinizde insanlar değişiyor” diyen Spencer insanların bu yöntemle ancak konuşma bittikten sonra kayda alındıklarının farkına vardıklarını söylüyor. Sonrasında görüntüleri kullanma izni için de imza atıp atmamak ise onlara kalıyor.

Bu durumun etikle ilgili olduğunu,  fakat sonuçta bir yönetmen olduğunu söyleyen Spencer karşı çıkanların görüntülerini belgeselde kullanmadığını belirtiyor.

Okumaya devam et

Görünmezlik pelerini gerçek oluyor!

Görünmezlik pelerini gerçek oluyor!

Harry Potter okuyucuları giyeni görünmez kılan pelerini hatırlayacaktır. Büyülerin ve cadıların cirit attığı masal dünyasına ait ‘görünmezlik pelerini’ gerçek olmak üzere.

Tufts ve Boston Üniversitelerinden bilim insanları altın parçalarıyla karıştırılmış ipekten küçük bir ‘görünmezlik pelerini’ yaptı.

1 santimetrekarelik ‘pelerin’ şimdilik sadece terahertz dalgalarında çalışan, eşsiz yeni bir metamateryalden üretti.

Araştırmacılar yakın gelecekte bazı prensiplerin uygulanması sayesinde pelerinin görünür ışık spekturumu da dahil diğer dalgalarda da çalışmasının sağlanabileceğini düşünüyor.

Discovery News, “Kimyasal yapılarından kaynaklanan optik özellikler türeten çoğu metamateryalden farklı olarak, metamateryaller fiziki yapıdan özelliklerini alıyor” diyor.

Bostonlu bilim insanları, metamateryali, 10 bin altın yansıtıcıyı 1 santimetre karelik ipeğin üzerine bastı.

Popular Science deneyin geri kalanını şöyle anlatıyor:

“Bilim insanları daha sonra bunu genelde doğrudan geçip giden terahertz dalgalarına maruz bıraktı. Ama araştırmacılar bir rezonans tespit etti. Bir adım daha ileri giderek ekip ipeği bir kasın içine nakletti ve kası T-dalgalarına maruz bıraktıklarında  hala rezonansın olduğunu farkettiler. Uzmanlar, metamateryalleri biyomedikal amaçlar için kullanmayı umarken, bunun savunma alanında kullanılma potansiyeli olduğunu da belirtiyorlar.”

İpeğin seçilme nedeni ise, ipeğin insan vücudu tarafından kabul edilmesi diğer implantlara göre çok daha hazır olması. Altınlı ipek ise diğer metamateryallerden çok oana esnek.

Okumaya devam et

3D ile sanal ışınlama!

3D ile sanal ışınlama!

3 boyutlu görüntü aktarımı ile sanal ışınlama mümkün olacak…

Amerikalı bilim adamları bir görüntüyü tıpkı gerçekmiş gibi bir başka yere taşıma, yani bir çeşit görüntü ışınlama tekniğinde başarı sağladıklarını açıkladı.

3 boyutlu görüntü aktarımını mümkün kılan yeni teknoloji, bilim kurgu filmleri aratmayacak yepyeni bir ev sineması sisteminin de kapılarını açabilir.

3 boyutlu görüntüler hologram olarak adlandırılıyor. Bu görüntülerin yüksekliği, derinliği ve genişliği var. Bundan yaklaşık 30 yıl önce “Yıldız Savaşları” filminin bir sahnesinde Prenses Leia karakteri holografik ışınlama tekniğiyle yardım çağrısında bulunuyordu. O günden bu yana hologramlar daha büyük, daha çok kullanılır ve daha iyi hale getirildi.

Uzmanlar şimdi de 3 boyutlu holografik ışınlama sistemi geliştirdi. Halen kullanılan geleneksel sistemlerden görüntülü konferanslarda yararlanılıyor. Ancak bu sistemlerle sadece iki boyutlu görüntü taşınabiliyor.

Yeni sistem sayesinde bir kişinin 3 boyutlu görüntüsünü uzak mesafelere göndermek ve eşzamanlı olarak orada görüntülenmesini sağlamak mümkün olacak.

Arizona Üniversitesi’ndeki araştırmayı yürüten ekibin başı olan Nasır Peygamberyan, holografik teknolojinin insanların hiç gitmedikleri yerlere görüntülerini göndermelerini sağlayacağını söylüyor.

Uzman, teknolojiyi “Böylece sizi sanki o an oradaymışsınız gibi görebilecekler” diye özetliyor.

Yeni sistemin özünde görüntünün sık aralıklarla tazelenmesi var. Böylece kişinin hareketleri doğal bir şekilde görüntüye yansıyabiliyor. Holografik görüntüyü iki saniyede bir yenileyen bir ekran kullanılıyor. Ekranın ışığı yansıtan özel bir maddeden yapıldığı belirtiliyor.

Tekniğin özü şöyle: Uzmanlar, deneyler sırasında 16 kamerayı yarım daire şeklinde diziyor. Böylece kişilerin farklı hareketlerinin resimleri çekiliyor. Daha sonra da bu görüntüler internet üzerinden farklı bir yere gönderiliyor.  Gönderilen yerdeki lazerlerin görüntüyü algılamasıyla birlikte holografik görüntü elde ediliyor. Araştırma ekibinin başı olan Nasır Peygamberyan, yeni malzeme sayesinde görüntülerin sürekli yenilendiğini, silinip yerine yenisinin eklendiğini anlatıyor. Uzman, “Aktarmak istediğiniz görüntülerin yenilenmesi iki saniye sürüyor. Dolayısıyla iki saniyede bir yeni görüntü geliyor. Bu sayede bir yerdeki bir objenin ya da kişinin görüntüsü 3 boyutlu şekilde bir başka yere aktarılabiliyor. Yani sanal ışınlama yapılabiliyor” diyor.

Peygamberyan, ne kadar çok kamera ve resim kullanılırsa holografik görüntünün o kadar gerçekçi olduğunu belirtiyor. Araştırmacıların hedefi, bir gün bu teknolojinin 3 boyutlu haritalarda ya da özel gözlük gerektirmeyen 3 boyutlu sinema filmleri üretmede kullanılması. Ancak uzmanlar bu teknolojinin yaygın olarak kullanılmasının yıllar sürebileceğini de vurguluyor.

Okumaya devam et

Arıların gözünden kamera görüntüsü

Arıların gözünden kamera görüntüsü

Arıların gözünden esinlenerek 3D kamera yaptı. Dünyada benzeri yok!

Prof. Leblebici, arıların gözlerinden esinlenerek ürettikleri 3D kameranın 360 derecelik görüntü alabildiğini söyledi. Buluş, spordan otomotive yeni uygulamalara yol açacak.

Arıların gözlerinden esinlenerek yapılan 360 derecelik 3D kameranın hayata geçmesini sağlayan araştırmacılardan Lozan Federal Teknoloji Enstitüsü (Ecole Polytechnique Federali de Lausanne-EPFL) Kürsü Başkanı Prof. Dr. Yusuf Leblebici, bu kameranın özelliğinin 360 derece görüntü alabilirken hem de bu görüntüyü 3 boyutlu olarak gerçekleştirebilmesi olduğunu belirtti.

360 derecelik 3D kameraya ilişkin tanıtım semineri Koç Üniversitesi evsahipliğinde üniversitenin Rumeli Kampüsünde gerçekleştirildi.

Seminer sonrası basın mensuplarının sorularını cevaplayan Prof. Dr. Yusuf Leblebici, bu kameranın 3 yıldır devam eden bir çalışmanın ürünü olduğunu belirtti.

“Burada amacımız sadece bir yöne doğru görüntü değil 360 derece görüntü alan bir kamera yapabilmek” diyen Leblebici, bu konuda da ilk başarılı örnekleri ürettiklerini dile getirdi. Leblebici, “Şu anda dünyada pek benzeri olmayan bir kamerayla bu görüntüleri alabiliyoruz. Bu kameranın bir diğer özelliği de 360 derece görüntü alabilirken hem de bu görüntüyü 3 boyutlu olarak gerçekleştirebilmesidir” dedi.

Aldıkları görüntü içerisinde derinlik bilgisinin de bulunduğunu, bu nedenle tüm cisimlerin ve çevrenin bir derinlik haritasını çıkarabildiklerini vurgulayan Leblebici, “Bu durum çok ilginç uygulamaları da beraberinde getirecek. Telekonferans, web cam yada otomotiv uygulamaları gibi. Söz gelimi trafikte otomotiv sektörü için çok ilginç uygulamaları olabilir. Arabaların birbirine göre olan konumlarını, pozisyonlarını, birbirlerine göre olan relatif hızlarını sürekli olarak ölçüp sürücüye ikaz verebilecek bir sistem çok kolaylıkla geliştirilebilir.”

“İLK UYGULAMALARI SPOR ALANINDA YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

Prof. Dr. Leblebici, bu kameranın spor müsabakalarında kullanılabileceğini belirterek, “Bu da sahadaki tüm oyuncuları ve tüm hareketleri aynı anda ve 3 boyutlu olarak görüntüleyebilme imkanı demektir” dedi.

Futbol sahası ya da basketbol kortu üzerine bu kameralardan belli sayıda monte edildiği takdirde, görüntüleri istenilen noktadan izleme şansı bulunabileceğine dikkati çeken Leblebici, şöyle devam etti: “Şu anda çalışmalar bizim tahmin ettiğimizden daha da hızlı ilerliyor. İlk uygulamasını önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde ‘Montreal Caz Festivali’ çerçevesinde gerçekleştireceğiz. Tabii bu sadece bir sahne görüntüleme olacağı için basketboldan daha kolay elde edilebilir. İlk uygulamayı gerçekleştirdikten sonra spor uygulamaları için tahmin ediyorum ki 3 sene içerisinde hayata geçirilebilir. Spor düzenleyicisi konumundaki firmalardan da teklifler almaya başladık. Bunların bazılarıyla doğrudan görüşmeye başladık. Şu anda bu kamera, alanında tek. Patentini almamızın da sebebi bu.”
Koç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Tekalp da Koç Üniversitesi olarak 3 boyutlu bir televizyon üzerinde çalıştıklarını belirterek, 3D kameranın üretilmesinin 3 boyutlu televizyon alanındaki boşluğu dolduracağını söyledi.

3 boyutlu televizyon sistemlerine bakıldığında kamera tarafının çok zayıf kaldığına dikkati çeken Tekalp, “Tek tek kameradan çekilen görüntüleri birleştirmek eziyetli bir iş. Bu teknolojinin, bizim projemizde de kullanabileceğimiz bir teknoloji olacağını düşünüyoruz” dedi.

360 DERECELİK 3D KAMERA

EFPL’den bilim insanlarının tüm böceklerde bulunan ve çok sayıda fasetten oluşan bileşik gözlerden esinlenerek geliştirdiği kamera, 360 derecelik bir
açıyla görerek, görüntüleri 3 boyutlu 360 derecelik bir açıyla yeniden yaratabiliyor.

EFPL’deki Sinyal İşleme Laboratuvarı ve Mikroelektronik Sistemler Laboratuvarı işbirliğiyle geliştirilen kamera, çok geniş bir uygulama potansiyeline sahip. Kamera video, konferans, havadan keşif, film çekimi gibi geri plan yaratma uygulamalarında kullanılabilecek.

Kamera bu tür çekimlerde daha önce kullanılan dışbükey ayna düzeneklerinden yararlanmadığı gibi, herhangi bir hareketli mekanik parça da içermiyor.

3D kamera sisteminde, cep telefonlarında kullanılanlara benzer boyutta 104 adet kamera kırmığı (çip), portakal büyüklüğündeki bir yarım küre içerisine sığdırılarak oluşturuluyor. Kullanıcı, 360 derecelik panoramik bir görüntü alabilmek için kamera kırmıklarının hepsini birden kullanabildiği gibi, spesifik bir görüntü için tek bir tanesinden de yararlanabiliyor.

Okumaya devam et

Zum yapabilen göz kamerası!

Zum yapabilen göz kamerası!

Bilim adamları zum yapabilen göz kamerası yaptı.

Northwestern ve Illınois üniversitelerinde çalışan uzmanlar, “zum” yapabilen göz kamerası geliştirdi. Gece görüşüne de imkan veren kamera, biyonik göz teknolojisinde de önemli bir adım olacak.

Alınan görüntüyü 3.5x oranında yakınlaştırabilen kamerayı geliştiren ve isimlerden biri olan Yonggang Huang, bu kameranın geliştirilme aşamasında insan gözünden esinlendiklerini dile getirirken, bunu bir adım ileriye götürmek istediklerine vurgu yaptı.

Amaçlarının görüntü alabilen ve zum yapabilen bir göz kamerası yapmak olduğunu belirten Huang, kameranın gece görüşünü de sağlayacağının altını çizdi ve ekledi: “İlerleyen zamanlarda insan gözünü tasarım olarak taklit eden bu kamera ile biyonik göz üretiminde de önemli gelişmeler yaşanacak.”

Okumaya devam et