iPhone’un yapmadığını Xperia yaptı!

iPhone’un yapmadığını Xperia yaptı!

Xperia S ve sonrasında piyasaya çıkacak tüm Xperia akıllı telefonlarda Türkçe F klavye desteği geliyor.

Tuş düzeni Türk dilinde en sık kullanılan harflere göre ayarlanan F klavye, çalışma hızını arttırarak Xperia akıllı telefon kullanıcılarının Android deneyimini geliştiriyor.

Xperia akıllı telefon serisi, dilimizde en sık kullanılan harflere göre ayarlanan tuş düzeni ile Türkçe F klavye desteği vermeye başlıyor. Türkçe F klavye Türk dilinin yapısına özel düzeniyle yazı yazmayı kolaylaştırarak iş ortamında çalışmaları hızlandırıyor ve kullanıcıların Android telefon deneyimini zenginleştiriyor.

80’lerde Türkiye’deki ilk kişisel bilgisayarların İngilizce Q klavye ile ithal edilmesiyle ülkemize giren Q klavye bugün Türkiye’nin en yaygın klavye düzeni. Ancak, Q klavyenin Türk dilinin harf sıklığına uygun olmaması nedeniyle Türkiye’de klavyeye bakmadan yazabilen kullanıcıların oranı yüzde 4’le sınırlı. ABD ve Avrupa’da ise bu oran yüzde 85. Türkiye’de F klavye kamu kuruluşlarında ve basında, özellikle de daktilo çıkışlı kullanıcılar arasında oldukça fazla tercih ediliyor.

Akıllı telefonlar ve tabletlerin dizüstü bilgisayar satışlarını yakalaması beklenen 2012 yılında, Türkçe F klavye seçeneği sunan Xperia akıllı telefonlar kullanıcıların klavyeye bakmadan yazmasını kolaylaştırıyor.

Türkiye’de bakanlık düzeyinde yapılan araştırmalara göre Türkçe F klavye, tuşlara bakmadan yazma alışkanlığını yaygınlaştırarak ekonomide üretkenliği arttıracak ve bilgi toplumuna dönüşümde genç kuşakların teknolojiye erişimini kolaylaştıracak.

Türkiye’de milli eğitimde ve devlet dairelerinde tablet bilgisayarlara geçilmesinin değerlendirildiği, akıllı telefon penetrasyonunun arttığı ve akıllı telefonların tabletlere bağlanmasının yaygınlaştığı 2012 yılında Xperia akıllı telefonlar ile Türkçe F klavye için önemli bir adım atılıyor.

Okumaya devam et

Cisco Cius tablet ile kurumlarda bilgisayar sonrası dönem başlıyor.

Cisco, iş amaçlı tableti Cius’u uygulama ekosistemi AppHQ ile destekliyor. Çalışanlara her an her yerden iş ağına bağlanarak birlikte çalışma imkanı sunan tabletleri giderek daha fazla kurum iş süreçlerine dahil ediyor

Veri ağları konusunda dünya lideri olan Cisco, işbirliği ve iletişim uygulamalarına her zaman ve her yerden erişim sağlayan iş amaçlı tableti Cius ile kurumlara ve çalışanlara daha da gelişmiş mobilite imkanı sunuyor. İleri seviyede ses, görüntü, işbirliği ve sanallaştırma özellikleri sunan Android tabanlı Cisco Cius ile kurumlar, optimize edilmiş bir tableti kurumsal güvenlik seviyesinde ve adeta ağlarının doğal bir uzantısı gibi kullanabiliyor. Çalışanlara mobilite, merkezden yönetilebilirlik, masaüstü sanallaştırması ve geniş kapsamlı işbirliği uygulamalarını kullanma olanağı sağlayan Cius, Cisco’nun oluşturduğu AppHQ uygulama ekosistemi ile de destekleniyor.

Kurumların masaüstü bilgisayarlardan mobil platformlara, özellikle de tabletlere geçişi yönündeki eğilimini araştırmalar da doğruluyor. Deloitte’un “Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon Öngörüleri – 2011” raporuna göre 2011 yılı içinde tüm dünyada satılan 10 milyondan fazla tablet kurumlar tarafından alınacak. Deloitte Türkiye TMT Endüstri Lideri Tolga Yaveroğlu, “Tabletler önceleri bireysel kullanım için ilgi görmüş olsa da kullanım kolaylıkları, form faktörleri ve kurumsal uygulamaların çoğalması ile bu yıl içinde satılan tüm tabletlerin dörtte birinin şirketler tarafından alınacağını ve bu oranın önümüzdeki yıllarda daha da artacağını bekliyoruz” diyor. Diğer yandan, Cisco’nun 13 ülkeden 2 bin 600 çalışan ve BT profesyoneli üzerinde yaptığı “Connected World Report – 2010” araştırmasına göre çalışanların yüzde 60’ı verimli olmak için ofise ihtiyaç duymuyor.

Cisco Türkiye Genel Müdürü Ümit Cinali, “Çalışan mobilitesi artık günümüzün bir gerçeği ve birçok endüstride sağladığı verimlilik avantajları da ortada. Kurumların tabletlere yönelmesi ve bireyler tarafından satın alınan tabletlerin kısmen iş amaçlı olarak da kullanılması, kurumsal BT uygulamalarının yakın gelecekte masaüstü bilgisayarların ötesine geçeceğinin önemli bir kanıtı. Cisco Cius ile kurumlara bu dönüşümde yardımcı olacak önemli bir platform sunuyoruz” diyor.

Telepresence görüşmelerini desteklemesinin yanı sıra HD ve gerçek zamanlı video, çok katılımlı telekonferans, e-posta, mesajlaşma, web tarama ve bulut uygulamalarında yerel ya da merkezi olarak saklanan içeriği üretme, düzenleme ve paylaşma yeteneğine sahip olan Cisco Cius ile Cisco WebEx ve Cisco TelePresence toplantı uygulamaları, Cisco Quad sosyal yazılım ile Cisco Jabber mesajlaşmanın da dahil olduğu geniş kapsamlı Cisco Collaboration uygulamalarına entegre erişim sunuluyor.

Türünün ilk örneği kurumsal uygulama ekosistemi

Cisco’nun Cius için oluşturduğu uygulama ekosistemi AppHQ, geliştiricilere Cisco Cius uygulamalarını yaratma, test etme ve pazarlama araçları ve kaynakları sunarken BT müdürlerinin cihazlarda hangi uygulamaların kullanılabileceğini de kontrol edebilmelerini sağlıyor. Buna ek olarak şirketler, kendi markalarına özel uygulama vitrinleri yaratabilirken çalışanlar da iş ortamlarını bütünleyen uygulamalar bulup yayımlayabiliyor veya temin edebiliyor.

Cisco AppHQ, son kullanıcılara ve BT müdürlerine diğer uygulama mağazalarında bulunmayan özellikler sunan, yüksek güvenlikli ve bulut tabanlı bir kullanıcı vitrini. Bu özelliklerden bazıları şöyle:

Test etme ve doğrulama: BT müdürleri iş ortamlarında kullanılan uygulamaların çalıştıkları kuruma uygun olup olmadığını bilmek ister. Cisco AppHQ, BT müdürlerine ve kullanıcılara uygulamaları için “güvenilir bir kaynak” sunarken AppHQ içindeki tüm uygulamaların ister Cisco, ister diğer Android geliştiriciler, ister kurum içindeki kullanıcılar tarafından geliştirilmiş olsun, Cisco doğrulama testinden geçirildiğini garanti eder. Doğrulama süreci, hem uygulamanın kendisi, hem de cihazın tipik konfigürasyonlarında birlikte çalışma testlerini içerir.

Mağaza içinde mağaza: Kurumların AppHQ içinde Cisco tarafından barındırılan yüksek güvenlikli ve özel bir uygulama mağazası olacak. İşletmeler kendi mağaza vitrinlerini, logo, simge ve renk gruplarının kullanımı dahil olmak üzere kendi kurumsal marka ilkeleri doğrultusunda özelleştirebilecek. Bunun ötesinde, mağaza içinde mağaza, müşterilerin uygulamaları kendi kurumlarında verimli şekilde kullanabildikleri bir platform. Örneğin bir mali hizmetler şirketi, insan kaynakları veya maaş bordrosu uygulamaları gibi yönetsel operasyonlarla ilgili uygulamaları kullanabilir ve bu uygulamaları ilgili çalışanların cihazlarına yayabilir.

BT yönetimini güçlendirir: AppHQ Manager ile BT profesyonelleri, kullanıcı rolü veya cihazları ile uygulama pazarlarına erişim izni verme (ya da engelleme) ve türüne, kaynağına veya kategorisine göre uygulamalara erişim izni verme (ya da engelleme) olanağına sahip olacak. Bu eşsiz özellik sayesinde BT kurumları kullanıcıların bireysel özgürlükleriyle kurumsal güvenlik ve maliyet verimliliği ilkelerini dengeleyebilecek.

AppHQ ekosistemi, Cisco işbirliği özelliklerine tamamen entegre edilebilen, Cisco tarafından seçilmiş, sektör lideri işletme ve tüketici uygulamalarının yanı sıra geliştirici ortaklardan alınıp doğrulanmış kurumlar arası ve firmadan tüketiciye uygulamaları da kapsayacak. Cisco, müşteri gereksinimlerine dayanarak AppHQ’ya yeni uygulamalar eklemeye devam edecek. BT müdürleri ayrıca android pazarındaki yaklaşık 200 bin uygulama arasından seçim yapabilecek.

Cisco AppHQ, uygulamaları kolayca bulmak ve yüklemek için kullanıcı dostu bir arayüz ve kullanıcıların uygulamalarla ilgili yorumlarını paylaşacakları bir platform sunuyor. Son kullanıcılar uygulamaların dağıtımcıları, sürüm tarihleri gibi bilgilere ulaşabilir, uygulamaları yükleyip güncelleyebilir ve hatta en popüler ya da en yeni gibi kategorilerde arama yapabilirler.

Cisco Türkiye İşbirliği Çözümleri Satış Yöneticisi Pınar Yıldız, “Dünya çapında telepresence ve telefon uç birimlerinin bir numaralı sağlayıcısı durumundaki Cisco, sunduğu Cisco Cius tablet ve başlattığı AppHQ ekosistemi ile mobil ortamda ağ üzerinden yüksek güvenlikli ve kontrollü işbirliği teknolojilerini bir sonraki adıma taşıyor. Müşterilerimizin Cius ile çalışanlarına daha fazla verimlilik sağlayacak iş ortamını sunabilmesini amaçlıyoruz” diyor.

Okumaya devam et

Güç kaynağı satın alma rehberi!

Güç kaynağı satın alma rehberi!

Satın aldığınız güç kaynağı ile bilgisayarınızı yakmak istemiyorsanız rehberimize mutlaka göz atın.

Bilgisayarınızdaki bütün parçalara güç sağlayan fakat çoğu zaman kesintisiz güç kaynaklarıyla karşılaştırılan, hatta bazı kullanıcıların kasasının içerisinde böyle bir cihazın varlığından bile bihaber olduğu güç kaynağı aslında bilgisayarın en önemli bileşenlerinden biri. Öte yandan tecrübesiz kullanıcılar tarafından en az bütçe güç kaynağına ayrılıyor nedense. Bunun sonucunda yanan sistemlerden tutun da dakika başı mavi ekran veren bilgisayarlara kadar bir ton sorun çıkıyor ortaya. Üstelik hiçbir kullanıcı bunun kalitesiz güç kaynağından kaynaklandığını da düşünmüyor.

Peki bu konuda en ufak bir bilgisi bile olmayan kullanıcılar bir güç kaynağı alacakken neye dikkat edebilirler? Basit bir şekilde fiyat burada en önemli kriter. örneğin 300 Watt’lık ucuz Çin malı güç kaynakları piyasada 13 dolardan başlayan bir fiyata satılmakta. Burada asıl sorulması gereken soru ise bilgisayarının bileşenlerine 1000 dolar harcayan bazı kullanıcıların tüm bu bileşenleri 10 dolarlık bir güç kaynağına nasıl emanet ettiği. Bu bağlamda ilk tavsiyemiz, yeni bir sistem topladıysanız buna 300 Watt’lık bir PSU takmayın. Ufak bir pazar araştırması yaptık ve 300 Watt modeller arasında sadece iki adet güvenilir markaya rastladık. Kaliteli güç kaynakları ise genelde en az 350 Watt’lık modelleriyle pazara giriyorlar ve fiyatları da KDV hariç 25 dolar civarında seyrediyor. Yine işinizi şansa bırakmayın ve bu seriyi de atlayın.

Tavsiyemiz en az 400 Watt güç sunabilen bir güç kaynağı almanız yönünde. Zira daha alt modeller verimlilik konusunda o kadar kötü bir tablo çiziyorlar ki, 350 Watt’lık bir güç kaynağı, verimsizlikten dolayı 400 Watt’lık bir modelden daha çok güç çekebiliyor. Aşağıda değineceğimiz bu konuya geçmeden önce şu konuyu kesinleştirelim: alacağınız güç kaynağı en az 400 Watt olmalı ve fiyatı da KDV hariç en az 35 dolardan başlıyor olmalı.

Güç kaynağında verimlilik nedir?

Güç kaynağı piyasası almış başını giderken sektör en nihayetinde buna bir dur dedi ve ortaya 80 Plus verimlilik sertifikasyon programı çıktı. 80 Plus ile adeta ak koyun ile kara koyun birbirinden ayrıldı diyebiliriz. Zira program sadece verimliliği değil, aynı zamanda güç kaynaklarının kalitesini de belirleyen bir niteliğe sahip.

Program çerçevesinde teste giren güç kaynaklarının verimlilikleri ölçülüyor. %20, %50 ve %100 yük altında yapılan testlerden sonra ortaya çıkan verimlilik değerleri, güç kaynağının alacağı sertifikayı belirliyor. Verimlilik derecesine göre 80 Plus, Bronze, Silver, Gold ve Platinum sertifikalı veriliyor. Fakat 80 Plus programından sonra üreticiler arasında başlayan kıyasıya rekabet, ortaya yeni bir sertifika daha çıkardı: Titanium. Yine de Titanium sertifikalı ürünleri piyasaya sürülmekten daha ziyade gövde gösterisi amaçlı üretildiğini belirtelim. Yani firmalar bu sertifikayı alıp kendilerini kanıtlamak için daha çok piyasaya sürecekleri ürünlerde kullanmadıkları en üst bileşenleri kullanıyorlar.

Sonuç olarak 80 Plus programından geçip de sertifika almaya hak kazanan güç kaynaklarını gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Bu güç kaynakları, sistemin harcadığı güce en yakın değeri şebekeden çekerler. Örneğin sisteminiz 100 Watt tüketiyorsa 80 Plus sertifikalı bir PSU 120 Watt çekecektir. Verimsiz bir güç kaynağı ise 150 Watt’a kadar çekebilir ki bu da ay sonu faturanıza olumsuz yansır. Ülkemizdeki güzide ithalatçılar bize kızabilirler fakat şunu da söylemekte fayda var: eğer gerçekten iyi bir güç kaynağı almak istiyorsanız 80 Plus sertifikası olmayan ürünlerden uzak durun.

Ne kadar güce ihtiyacınız var?

En güncel işlemciyi satın alıyorum diye en yüksek Watt değerini sunan güç kaynağını satın almama gerek yok. Zira yeni işlemciler, eki modellerle aynı gücü tüketirken %30 daha fazla performans sunuyorlar. Örneğin ikinci nesil Core i7 işlemciler buna en güzel örnek. Bu bağlamda topladığınız sistem için üstün körü en yüksek gücü sunan güç kaynağını almak yerine güç kaynağı ihtiyacınızı doğru belirlemekte fayda var.

Burada yardımınıza yetişecek bazı web siteleri mevcut. Örneğin Extreme Power Supply Calculator bunlara bir örnek. Bu web sitesine girerek bilgisayarınızda var olan bileşenleri yazıyorsunuz. Veri tabanında bu parçaların güç tüketimini barındıran site, sisteminizin güç tüketimi hesaplayarak doğru güç kaynağını satın almanıza rehberlik ediyor.

Modüler güç kaynakları

Öncelikle modüler güç kaynaklarının ne olduğundan bahsedelim. Kabloları sökülüp takılabilen güç kaynaklarına bu isim veriliyor. Bu tür güç kaynaklarında ihtiyacınız olan kabloyu güç kaynağına takıyor, ihtiyacınız olmayanları ise genelde güç kaynağı ile birlikte gelen çantaya yerleştiriyorsunuz. Peki bunu size avantajı ne oluyor?

Modüler güç kaynaklarının ilk avantajı kablo karmaşasına yol açmamaları. Böylece kasa içinde montaj ve benzeri işlemler yaparken çok daha az yoruluyorsunuz. Yine kasa içi hava dolaşımı da kabloların az olması dolayısı ile daha iyi gerçekleşiyor. Böylece parçaların daha az ısındığını söylemek mümkün.

Son olarak modüler güç kaynaklarının yeni teknolojileri destekleme konusunda daha esnek olduklarını da belirtelim. Kablolar güç kaynağına sonradan takılabildiği için sonradan gelecek yeni nesil bir kabloyu güç kaynağınıza takarak yenisini almak derdinden de kurtulabiliyorsunuz.

Kasalarla gelen güç kaynakları ne kadar iyi?

Ülkemizde sadece kalitesiz güç kaynakları değil, kalitesiz kasalar da maalesef çok sayıda yer almakta. Kasayı alırken güç kaynağını da işin içinden çıkarmak isteyen kullanıcılar, satın aldıkları markayı çok iyi tanımalılar. Burada yapabileceğimiz önemli bir tavsiye, kasayı üreten firma aynı zamanda güç kaynağı üretmiyorsa veya kasa içerisindeki güç kaynağının marka ve modeli belirtilmemişse bu ürünlere şüpheyle yaklaşmakta fayda var.

Kalitesiz kasalar, montaj yaparken elinizi yaralamanıza dahi neden olabilir. İçerisindeki güç kaynağı ise en ufak bir voltaj dalgalanmasında anakartınızı yakacak kadar hasar oluşturabilir. Yine bu güç kaynakları olan sistemlerde ileriye dönük parça değişim zordur. Zira yetersiz kablolar yüzünden ikinci bir ekran kartı veya fazladan bir sabit disk takmak istediğinizde yarı yolda kalabilirsiniz.

Yine bası modellerde güç kaynağının çıkış değerinin de yalan verilere dayandığını belirtelim. örneğin normalde 300 Watt olan bir güç kaynağı için 460 Watt etiketi basılması ülkemizde sık karşılaşılan bir durum.

Onaylanmış markalar

Güç kaynaklarını gerçek anlamda test edebilmek için çok yüksek meblağlarda satılan ekipmanlar gerekiyor ve maalesef bu cihazlardan ülkemizde sayılı sayıda mevcut. Yine de ülkemizin büyük distribütörlerinden Çizgi Elektronik, dünyanın en büyük güç kaynağı üreticilerinden FSP’nin kullandığı Fast Auto FA-4200ATE cihazını bünyesinde barındırıyor. Cihaz ile ülkemizde satılan neredeyse bütün güç kaynaklarını test eden kurum, sağda gördüğünüz güvenilir güç kaynaklarını ortaya çıkarmış.

Uzun zaman önce yapılan bu testten sonra ülkemizde başka markalar da satılmaya başladı. Eğer alacağınız güç kaynağı bu listenin dışında ise tek yapmanız gereken 80 Plus sertifikası olup olmadığına bakmak. Eğer varsa o ürünü gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.

Kalitesiz güç kaynağının sonuçları

Sisteminiz her ne kadar kararlı çalışıyor gibi gözükse de kalitesiz güç kaynağı er ya da geç bir yerden patlak verecektir. Örneğin normalde sorunsuz çalışan sisteminiz oyunlara girdiğinizde birden kapanıyorsa, ortada bir güç yetmezliği olabilir. Zira normalde 20 Watt tüketen ekran kartınız oyunlarda 150 Watt tüketiyordur ve güç kaynağınız bu güce cevap veremediğinde kendi kendini kapatır -tabi şanslıysanız.

Yine kalitesiz güç kaynaklarında çoğu akım koruma teknolojisi yoktur. Aşırı akım, kısa devre, dalgalanma, aktif güç düzeltme gibi özelliklerin olmadığı ucuz güç kaynakları, şebeke dalgalanmalarında anında sistemi kapatırken aşırı voltaj gibi durumlarda ise anakartınızı kömüre çevirebilir hatta alev alabilir.

Yine kalitesiz güç kaynakları yüzünden mavi ekran almanız da işten bile değil. Son olarak bu güç kaynaklarının fanlarının da kalitesiz olduğu için çok gürültü yaptıklarını belirtelim.

Okumaya devam et

Google X’in gizemi çözüldü!

Google X'in gizemi çözüldü!

Google, “Google X”de robot mu üretiyor?
 
Google’ın sır gibi gizlediği “Google X” laboratuvarında neler döndüğü sonunda ortaya çıktı!

Google’ın San Francisco’da gizli bir araştırma merkezinde robotlar gibi geleceğe yönelik yeni teknolojiler üzerinde çalıştığı ortaya çıktı.

New York Times’ın haberine göre Google X adındaki laboratuvarda araştırmacılar, bir gün uzaya asansörle gitmemizi sağlayacak teknolojiyi meydana getirebilir. İddiaya göre Google ortak kurucuları Sergey Brin ve Larry Page, Google X ile “derinden ilişkili”ymiş. Rapor, Page’in CEO olmadan önce Google X’de çalıştığını söylüyor.

Haberde yer alan isimsiz kaynaklara göre Google X’de 100 proje üzerinde çalışılıyor. Bu projelerin bir çoğu, örneğin siz evde otururken işe gidebilen veya insanlara bakan robotlar üzerine. Bir Android cep ile çalışan ampüller ve kahve makinesi üzerinde çalışıldığı da söylenenler arasında.

New York Times’a göre geçen sene ortaya çıkan Google’ın kendi kendine giden arabası, bir Google X ürünüydü. Google, Google X raporu hakkındaki sorulara ise cevap vermedi.

Okumaya devam et

16 çekirdeğe

16 çekirdeğe

Sandy Bridge E serisi işlemciler piyasada

Intel’in limitleri kaldıran yeni Sandy Bridge Extreme CPU’ları, AMD’nin 16 çekirdeğine kafa tutuyor!

Intel ve AMD’nin arasında uzun süredir devam eden işlemci yarışında, Intel’in geçtiğimiz yıllarda piyasaya sürdüğü i3, i5 ve i7 serisi ile aradaki fark biraz daha açılmıştı. Devamında üretilen “Sandy Bridge” teknolojisiyse çok beğenildiği gibi, bir o kadar da eleştiri almıştı.

Ve son raunt başladı… AMD’nin 16 çekirdekli Opteron işlemcileri piyasaya sürmesinin ardından Intlel de en üst seviye Sandy Bridge E işlemcilerini kullanıcılarla buluşturdu. Altı çekirdekli yeni işlemcilerin en büyük özelliği ise var olan “K” ibareli modeller gibi çarpan kilidi açık olarak gelmesi. Bu sayede yeni işlemciler kolayca overclock edilebiliyor.

Yeni işlemciler arasında altı çekirdekli ve 3.3GHz hızında çalışan i7-3960X Extreme Edition ve hemen altında yer alan 3.2GHz frekansında çalışan Core i7-3930K dikkat çekiyor. 3960X , Tubo Boost ile 3.9 GHz frekansına çıkarken 3930K da 3.8 GHz’e kadar hızlanabiliyor.

2.5 milyardan fazla transistör…

2.5 milyardan fazla transistör barındıran yeni işlemciler özellikle de oyuncuları hedef alınarak tasarlandılar. Intel bu bağlamda işlemcilerin lansmanına id Software’den John Carmack’ı davet etmeyi ihmal etmedi. Lansmanda konuşan Carmack, yeni işlemcilerin özellikle de RAGE’in benzersiz dokulara sahip dünyasını render etmede önemli bir rol oynadığını dile getirdi.

Her ikisi de 32nm olan yeni işlemcilerin fiyatları epey tuzlu. 15 MB L3 ön belleği bulunan i7-3960X 990$ fiyat etiketine sahipken 12 MB ön belleği olan i7-3930K 555$’dan piyasaya giriş yapıyor.

Son olarak yeni işlemcileri var olan anakartlarınıza takamadığınızı da belirtelim. Fiyatları 200 ila 500 dolar civarında değişen yeni X79 yonga setli bir anakart almanız kaçınılmaz. Yine 1600 MHz frekansında çalışan bellekleri de alışveriş sepetinize eklemeyi unutmayın. Tüm bunların gölgesinde Intel’in yeni X79 yonga setiyle hala USB 3.0 desteği sunmadığını belirtelim. Yine de üreticiler Etron ve NEC gibi firmaların yongalarıyla üçüncü parti USB 3.0 desteğini ihmal etmiyor.

Okumaya devam et

Kingston’dan yeni nesil SSD!

Kingston'dan yeni nesil SSD!

Kingston Digital Inc., giriş seviyesindeki ve düşük bütçeli SSDNow V katı halli sürücüler serisinin yeni neslini duyurdu.

SSDNow V200, tüketicilerin mevcut bilgisayarlarına hayat vermesine ve yatırımlarının ömrünü uzatmasına yardımcı oluyor. SSDNow V200, bilgisayarlarının performansını artırmak üzere ekonomik bir yükseltme seçeneği arayan tüketicilere değer ve performans sağlıyor.

SATA Rev 3.0 (6Gb/s) SSDNow V200, önceki V100 SSD’ye (şekil 1) oranla iki kat daha hızlı. Ayrıca, piyasadaki en iyi fiyat/performans oranına sahip SSD’lerden biri olarak, kendinden önceki SSDNow V100′e oranla fiyat açısından %20 daha ucuz. Daha iyi performans ve daha düşük bir fiyatla değer katan SSDNow V200, Flash tabanlı sabit disk çözümlerine ilk kez geçmeyi düşünen ve maliyet bilincine sahip tüketiciler için iyi bir seçim.

SSDNow V200, kurulumu kolaylaştırmak üzere bağımsız bir sürücü veya yükseltme kiti olarak 64GB, 128GB ve 256GB kapasitelerde mevcut. Masaüstü bundle kit SSD, klonlama yazılımı, adım adım kurulumu içeren video DVD’si, kablolar (SATA veri ve güç) ve 3.5¨ sabit disk montaj destekleri ve donanımı içeriyor. Notebook bundle ise klonlama sırasında HDD’den SSD’ye kolay işletim sistemi ve veri transferi için SSD, adım adım kurulumu içeren video DVD’si, klonlama yazılımı ve 2.5¨ harici kapak içeriyor.

Okumaya devam et

Yerli tablete İngiltere’den talip!

Yerli tablete İngiltere'den talip!

Türkiye’de 17.8 milyon, dünyada ise toplam 391 milyon abonesi olan GSM operatörü Vodafone, Fatih Projesi’ne aday…

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilköğretimdeki öğrencilere 15 milyonun üzerinde tablet bilgisayar dağıtılmasını öngören Fatih Projesi için İngiltere merkezli GSM operatörü Vodafone “Ben de varım” dedi. Londra’da Türk gazetecilerle biraraya geldiği toplantıda Fatih Projesi’yle ilgilendiklerini ifade eden Vodafone Group CEO’su Vittorio Colao, “Fatih Projesi, kırsal bölgelerdeki hane halkının internet erişimini de artıracaktır. Farklı ülkelerdeki tablet konusundaki deneyimlerimizi Türkiye’ye aktarmaktan memnun oluruz” dedi. Türkiye’de yeni yatırımlar için vergilerin azaltılmasını isteyen Colao ‘Türkiye, Almanya, İtalya gibi sofistike bir pazar. Sofistike pazarlar arasında en hızlı büyümeyi Türkiye’de elde ettik. Türkiye gelir açısından Vodafone şebekeleri arasında 8′inci sırada. Elde ettiğimiz veriler bizim için heyecan verici ancak Türkiye’de vergiler çok ağır. Vergilendirme Avrupa ile aynı seviyede olsaydı. Türkiye karlılıkta, İngiltere ve İspanya ile aynı seviyede olacaktı. Türkiye’de yüzde 15 olan FAVÖK benzer vergilendirme olsa yüzde 34′e çıkardı” diye konuştu.
 
‘İSTENİRSE DESTEK VERİRİZ’

 
Toplantıda yeralan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray ise ‘vizyoner bir proje’ olarak nitelendirdiği Fatih Projesi’ne ilişkin olarak şunları belirtti: “Projenin daha geliştirilecek çok yönü var. Hane halkının internet erişimin artmasında önemli bir adım olabilir. Vodafone Türkiye, bu projede internet veri iletişimi konusunda çalışabilir. Vodafone’un dünyanın en büyük tablet ve mobil cihaz alıcısı firma konumunda. İstenirse bu alandaki tecrübelerimizi de paylaşabiliriz.”

Okumaya devam et

Parası çıkışmadı, kendi tablet bilgisayarını yaptı!

Parası çıkışmadı, kendi tablet bilgisayarını yaptı!

Kız arkadaşına tablet bilgisayar almak isteyen, ancak para bulamayan bir öğrenci, kendi tablet bilgisayarını yaptı.

Eğer iPad veya Amazon’un Kindle Fire tabletini alacak paranız yoksa üzülmeyin. Her şey bitmiş değil. Wei Xinlong isimli bir öğrenci, tablet bilgisayar alacak para bulamayınca çözümü kendi tabletini yapmakta buldu.

Kız arkadaşına tablet bilgisayar hediye etmek isteyen; ancak bunun için yeterli parayı bulamayan Wei, Windows 7 işletim sistemiyle çalışan bir tablet bilgisayarı kendi imkanlarıyla yaptı. Ölçüleri iPad’e benzeyen cihazı ortaya çıkarmak için Wei, kullanılmış bir laptop ve birkaç ekstra parçayı bir araya getirdi. 78 dolara laptop bulan ve içindeki işlemci, anakart, bellek, ekran çipi ve ekranını çıkaran Wei, yeni bir kasayı ortaya çıkardı ve bu tableti 125 dolarlık maliyetle oluşturdu.

Okumaya devam et

Düşürürseniz yandınız!

Düşürürseniz yandınız!

Onu yere düşürürseniz yandınız!

Bugüne dek onun kadar güzelini görmediğinize eminiz ama ne yaparsanız yapın, onu sakın düşürmeyin!

Bugüne kadar pek çok klavye – fare seti görmüşsünüzdür. Kiminin tasarımını çok beğenmiş, kimininkinden ise nefret etmiş olabilirsiniz. Ama eminiz bu konsept ürünü gördüğünüzde hepiniz ona hayran kalacaksınız.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi ürün şu an sadece bir konsept; bir proje. Henüz tek bir tane bile üretilmiş değil. Ürünün mucidi Jason Giddings, bu projesini Kickstarter üzerinden tanıtıyor ve gerçeğe dönüştürmek için bağış istiyor. Bilmeyenler için belirtelim; Kickstarter, yeni konseptlerin yayınlandığı ve bu konseptlerin hayata geçirilmesi için bağış toplandığı bir site. Gidding de, cam klavye – fare seti ile şansını deneyenlerden biri.

Set sadece cam ve metalden oluşuyor. Camın altındaki kamera, parmak dokunuşlarını algılıyor ve basılan tuşu sisteme gönderiyor. Bu arada setin kablosuz olduğunu da belirtelim.

Hem tasarımı, hem de teknolojisiyle dikkate değer bir konsept olan cam klavye – fare seti, umarız Giddings’in istediği gibi 50.000 dolarlık bağışı toplayabilir ve gerçeğe dönüşebilir. Giddings, toplayacağı parayla prototipler üzerinde çalışacağını ve üretim için girişimlerde bulunacağını söylüyor.

Cam fare-klavye seti işte böyle çalışıyor!

Sistemin çalışmasındaki en önemli öğe, hiç kuşkusuz camın altına yerleştirilen küçük kamera…

Okumaya devam et

PC’leri neden terk ettiler?

PC'leri neden terk ettiler?

Oyun stüdyoları PC’leri bu yüzden terkediyor!
 
Oyun devlerinin bir çoğunun neden PC’leri terk edip “konsol” dediklerini hiç düşündünüz mü?

Oyunların çoğunlukla PC’lerde oyandığı zamanlarda, sevdiğimiz FPS’yi oynayabilmek için milyarlarca lirayı uç nokta bir PC toplamak için gözden çıkarabiliyorduk. Şimdi ise oyun stüdyoları, ekonomik belirsizliğin de etkisiyle konsollara geçiş yapıyorlar.

Günümüzdeki konsollar her ne kadar bir yenilenme ihtiyacı içinde olsa da ve PC’ler her ne kadar konsollardan çok daha iyi bir oyun deneyimi sunsalar da oyun şirketleri, paranın izini takip ediyorlar ve bu yol, konsollara çıkıyor. Günümüzde bazı oyun şirketlerinin PC’ler için kodlamaktan sıkıldığı ortaya çıkıyor. Bunun nedeni ise PC oyunlarına ilginin azlığı veya korsanın artması.

Ubisoft’tan yaratıcı direktör Stanislas Mettra, konu hakkında şöyle serzenişte bulunuyor:

“PC oyuncularının kendileri için bir sürüm çıkmadığından bağırdıklarını iyi bir şekilde duyuyoruz.” PC portunun korsanın çokluğu ve oyunları satın alanların az olması nedeniyle zor olduğunu söyleyen Mettra, şunları ekliyor: “Üretimin maliyetini doğru bir şekilde tartmalıyız. Bir oyunu PC’ye port etmek, belki sadece 12 kişi ile 3 ayda yapılabilecek bir iş ve büyük bir maliyet değil, ancak yine de bir maliyet. Bu oyunu sadece 50.000 kişi alacaksa buna değmez.”

Okumaya devam et